4 Ağustos 2010 Çarşamba

Any Given Sunday


Tony D'amato : "Ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Üç dakika sonra profesyonel kariyerinizin en önemli mücadelesi başlıyor. Her şey bugüne bağlı. Ya takım olarak düzelir ya da parçalanırız. Santim santim, ta ki biz bitene dek. Şu anda cehennemdeyiz. İnanin. Burada kalabilir ve kendinizi harcatabilirsiniz ya da tekrar ışığa ulaşırız. Cehennemden yavas yavas çıkabiliriz. Bunu sizin icin yapamam çok yaşlıyım. Etrafa bakıyorum ve bu genç yüzleri gördüğümde, orta yaslarda bir erkeğin yapabileceği tüm hatalari yaptığımı düşünüyorum. Tüm paramı savurdum. Beni seven herkesi uzaklaştırdım. Aynada gördüğüm surata bile dayanamıyorum. Yaşlandığınızda sizden birşeyler alır. Bu hayatın bir parçası ama birşeyleri kaybetmeye başladığınızda öğrenirsiniz. Hayatın santimlerden ibaret bir oyun olduğunu anlarsınız. Maçta hayatta ve futbolda hata payı o kadar düşük ki, erken ya da geç atılan bir adım, sizi hedefinizden uzaklaştırır. Yarım saniye yavaş ya da hızlı kalırsanız, yakalayamazsınız. Her yerde santimler önemlidir, maçıın her molasında, dakikasında ve saniyesinde. Bu takımda o santimler icin savaşırız. Bu takımda biz ve etrafımızdaki herkes, o santim icin savaşır. O santim için tırnaklarımızla boğuşuruz. Çünkü birbirine eklendiğinde kaybetmek ile yenmek arasındaki farkı belirleyecek! Ölmek ile yaşamak arasındaki farkı! Şunu bilin; her oyunda ölmeye hazır olanlar o santimi kazanacaktir. Bundan sonra bir hayatım olacaksa nedeni, o santim icin savaşmaya ve ölmeye hazır olmamdır. Yasamak budur iste. Yüzünüzün önündeki onbeş santim! Bunu yapmanızı sağlayamam. Yanınızdakine bakın! Gözlerine bakın! Sizinle beraber o santim için savaşacak birini göreceksiniz. Kendisini takım için feda edebilecek birini göreceksiniz. Gerektiği zaman aynı şeyi sizin de onun icin yapacağını bildiği için. İşte bu bir takımdır. Ya takım olarak düzeliriz ya da birey olarak ölürüz. Bu Futbol. Hepsi bu kadar. Şimdi ... ne yapacaksınız ? "

Raul Gonzales Blanco




"Ispanyol futbolunun en büyük futbolcularindan biri olmasini bir kenara koysak bile o Real Madrid'in ruhuydu" . Francesco Totti

3 Ağustos 2010 Salı

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Everybody's Fine


Vavien


Settar Tanrıöğen vs Neşet Ertaş

500 Days of Summer - 2


Tom : Rhoda saygısızlık etmek istemem ama bu bok gibi olmuş ! "Peşini bırakma" , "Başarabilirsin" Bunlar teşvik edici değil, intihara meyledici. "Peşini bırakma" diyen turşu birazdan ölecek. Bunların hepsi yalan, biz yalancıyız. Düşünsenize, neden insanlar bunları satın alıyor ? Nasıl hissettiklerini ifade ettikleri için değil, söylemekten ya da hissetmekten korktukları şeyleri ifade etmek için alıyorlar. Biz de onlara kolay yoldan gitmeleri için hizmet veriyoruz. Bilyor musunuz ? Canı cehenneme diyorum ! Gelin Amerika'ya karşı dürüst davranalım. En azından bırakalım da kendi adlarına konuşabilsinler. Değil mi ? Demek istediğim... Bakın , şuna bir bakın. "Yeni bebeğinizle mutlu bir hayat dilerim" Bu nasıl : " Yeni bebeğinizle mutlu bir hayat dilerim. Sanırım bu gece hayatının da bitmesi demek. Kolay gelsin ahbap". "Sevgililer günün kutlu olsun aşkım. Seni seviyorum." Ne kadar da tatlı, onu seviyormuş ! Bu tam da benim bahsettiğim şey. Ne demek ki bu ? Aşkmış ! Siz biliyor musunuz ? Sen ? Herhangi biri ? Biri bana bu kartı verseydi Bay Hance, onu yerdim. Bu kartlar , filmler, pop şarkıları bize yalan söyledikleri için suçlular. Tüm bu kalp kırıklıkları ve herşey için. Bundan biz de sorumluyuz, ben de sorumluyum. Bence burada kötü birşey yapıyoruz. İnsanlar nasıl hissettiklerini söyleyebilmeli. Gerçekte nasıl hissettiklerini. Yabancı birinin ağızlarına yapıştırdıkları sözleri değil. Onlar için hiçbir anlam ifade etmeyen ... "Aşk" gibi sözcükleri değil. Kusura bakmayın, özür dilerim. İstifa ediyorum . Bu dünyada ben olmadan da yeteri kadar saçmalık var.

500 Days of Summer


Expectations vs Reality !