14 Aralık 2010 Salı

Repo Men



Remy : İşim oldukça basit. Arabanızın parasını ödeyemezseniz, banka paranıza el koyar. Evinizin parasını ödeyemezseniz, banka evinize el koyar. Karaciğerinizin parasını ödeyemezseniz, işte o noktada ben devreye giriyorum .

In The Heat Of The Night



Şerif : Eminsin değil mi, Virgil ? Philadelphia' lı bir zenci için ne komik bir isim bu ! Sana orada nasıl hitap ederler ?

Virgil : "Bay Tibbs" diye !

13 Aralık 2010 Pazartesi

The Ghost Writer

Adam Lang : Ben kimseden emir almadım . Her ne yaptıysam, doğru olduğuna inandığım için yaptım.
The Ghost : İşkence yapmak için yasadışı adam kaçırmayı desteklemek için bile mi ?
Adam Lang : Tanrı aşkına , kız kalpli olmayı bırak ! Güç yine elimde olsaydı, ne yapardım biliyor musun ? Havaalanlarında bekleyen iki uçağım olurdu. Birisi, özgeçmiş kontrolleri yapmadığımız, kimsenin sivil özgürlüğünü ihlal etmediğimiz, işkence ile bilgi almadığımız yerler için. Ve diğeri de, tamamen mükemmel olması için mümkün olan herşeyi yapabildiğimiz yerler için. Ve sonra da bakardık, Rycart acaba hangi uçağa çocuklarını koyacak diye ! Bunu da kitabına koyabilirsin !

Ondine

Syracuse : Adım Syracuse ve ben bir alkoliğim.
Peder : Ve 2 yıl 7 aydır ağzına içki sürmüyorsun.
Syracuse : Ve 21 gün
Peder : Çok iyi gidiyorsun Syracuse ...
Syracuse : Kızla ilgili birşey söyleyecektim, Peder.
Peder : Evet, şu sen balık tutarken tanıştığın kız.
Syracuse : Onu ağımla sudan çektim Peder.
Peder : Kendisi bana bir fantezi değil de gerçekmiş gibi göründü Circus.
Syracuse : Syracuse olacak.
Peder : Afedersin, Syracuse. Pekala, ondan bahset biraz. Onunla günaha girdin mi ?
Syracuse : Kesinlikle.
Peder : Ve sanırım bunun için bağışlanmayı da beklemiyorsun.
Syracuse : Hayır.
Peder : Hayır demek. Öyleyse burada ne işin var Syracuse ?
Syracuse : Hani büyük bir sırrı olan kralla ilgili bir hikaye vardır, biliyorsun değil mi Peder ? En sonunda daha fazla dayanamaz ve bunu bir ağaca söyler.
Peder : Peki tamam, buradaki ağaç ben oluyorum sanırım.
Syracuse : Bana şans getirdi. Nedenini bilmiyorum. Korkuyorum Peder. Çünkü, içimde bir umut yeşermeye başlıyor.
Peder : Umudunu hiçbir zaman yitirmemelisin Syracuse.
Syracuse : O boğulmuştu Peder, ve ben onu ağımla hayata geri döndürdüm.
Peder : Bu çok saçma.
Syracuse : Biliyorum. İşte ben de bu yüzden korkuyorum ya . Birşeyler olacağını biliyorum, ya harika birşey ya da son derece kötü. Çünkü o böyle hissettiren bir kız Peder. O öyle biri...İşte benim de sırrım bu. Peki sen ne çeşit bir ağaçsın Peder ?
Peder : Sanırım bir meşe ağacı.
Syracuse : Daha çok kutsal değneklerin yapıldığı ağaçlardan birine benziyorsun.
Peder : Evet, bir dişbudak ağacı.
Syracuse : Bir ağaç ol da , gerisi önemli değil.

The Town

Doug : Claire ? Seninle konuşmak istiyorum. İki dakikalığına. Yapma ama... Claire, seni asla incitmem.
Claire : Artık ne yapacağını ... Dokunma bana !
Doug : Tamam. Özür dilerim. Beni biraz dinle. Sana bir daha asla yalan söylemeyeceğim.
Claire : Gerçekten mi ?
Doug : Evet, söz. İstediğini sor, gerçeği söyleyeceğim.
Claire : Neden ? Sana inanmam .
Doug : İnanacaksın.
Claire : Neden ?
Doug : Çünkü cevaplardan iğreneceksin.
Claire : Banka müdürü olduğumu biliyordun.
Doug : Evet.
Claire : Beni takip ediyor muydun ?
Doug : Evet.
Claire : Kaç banka soydun ?
Doug : Altı kamyonet, iki banka.
Claire : Birisini öldürdün mü hiç ?
Doug : Hayır. Düşün biraz.. Tamam mı ? Bir daha asla yalan söylemeyeceğim, seni incitmeyeceğim. Seni kaybedersem hayatımın sonuna kadar bu pişmanlıkla yaşarım. Bekle beni...

12 Aralık 2010 Pazar

Solitary Man


Ben : Cheston , kız arkadaşın var mı ?
Daniel : Cheston aslında benim soyadım , adım Daniel .
Ben : Çok yazık, dünyada milyonlarca Daniel var. Herkes Daniel olabilir ama sen Cheston olacaksın.
Daniel : Tamam.
Ben : Neyse şu kız meselesine dönelim.
Daniel : Henüz keşif aşamasındayım diyelim.
Ben : Kimseyi yatağa atamadın ha ?
Daniel : Öyle birşey demedim.
Ben : Herşeyin bunu söylüyor, odanın haline baksana. Çarşafını hastanedeymiş gibi alta kıvıran biri günlerini doğru bir şekilde geçirmiyordur.
Daniel : Bugün böyle yapmadığımı sanmıştım.
Ben : Lisede kız arkadaşın vardı değil mi ?
Daniel : Evet
Ben : Onunla BM Model Programı'nda mı tanıştın ?
Daniel : Kamu sosyal yardım servisinde müdür yardımcısıydık .
Ben : Sonra kız üniversiteye gitti. Üst sınıflardan biriyle tanıştı, müdür odasının, dekanın ofisinin tozunu dumana kattı.
Daniel : Üst sınıflardan biri olduğunu nereden bildin ?
Ben : Hep üst sınıflardan olur. Ondan sonra da sen .... Laure mi ?
Daniel : Diana
Ben : Sözlerim kulağına küpe olsun. Orada ihtimallerden başka birşey yoktur.

Away We Go


Burt : Verona ?
Verona : Evet
Burt : Sen benim hayatımın aşkısın !
Verona : Teşekkürler tatlım .
Burt : Benimle evlenir misin ?
Verona : Hayır.